Site İçi Arama
 








5000 Adet Kız ve Erkek İsmi


Tıp Sözlüğü





Jinekoloji ve Gebelik hakkında tüm merak ettikleriniz Jinekolog seçerken dikkat etmeniz gerekenler Gebelik ve jinekolojik hastalıklar vajina estetiği vajinismus aile planlaması infertilite tüp bebek menopoz tedavisi ve daha niceleri A’dan Z’ye jinekolojik problemler, gebelik, kadın sağlığı, aile planlaması, tüp bebek (IVF) ve infertilite tedavileri, onkoloji, meme hastalıkları, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, cinsel bilgi ve tedaviler, kızlık zarı, vajinismus tedavileri ve kozmetik dermatoloji ile ilgili bilgiler. Botoks, deri dolguları, mezoterapi, karboksiterapi, IPL Lazer, Kimyasal peeling jinekolog, jinekelog, kadın, jinekoloji, gebe, gebelik, vajinismus, vajunusmus, gebelik takibi, hamile, hamilelik, nisaiye uzmanı, kadın hastalıkları, vajina estetiği, vajen estetiği, hafta hafta gebelik, kadın sağlığı, kadın sağlığı merkezi, genital siğil, siğil, jinekolojik muayene, menopoz, menapoz, vajinal muayene, gebelikten korunma, infertilite, kısır, kısırlık, kısırlık testleri, sezaryen, sezeryan, sezeryen, epidural, epidural anestezi, genel anestezi, kısırlık tedavisi, kısırlık merkezi, normal doğum, sezaryen doğum, sezeryen doğum, vajinal doğum, hamilelik belirtileri, hamilelik testleri, hamilelik zamanı, hamile kalamama, hamile kalma, hamilelik bulguları, gebelik izlemi ve laboratuar testleri, kadın sağlığı kliniği, kadın doğum, kadın doğum uzmanı, ultrason, ultrasyon, asherman sendromu, aile planlaması, ultrasonografi, kadın doğum uzman, tüb bebek, ivf, icsi, mikroenjeksiyon, doğum uzmanı, doğum doktoru, hamilelikte beslenme, gebelik testleri, gebelik belirtileri, gebelik bulguları, gebelik izlemi, gebelik dönemleri, gebelikte beslenme, botoks, botox, deri dolguları, mezoterapi, mesoterapi, karboksiterapi, IPL lazer, peeling, kimyasal peeling, dogum, suda doğum, uzman doktor, jinekolojik muayene, nabothi kistleri, hamilelik izlemi, hamilelik takibi, gebe kalamama, gebe kalma, kızlık zarı, kızlık zarı onarımı, kızlık zarı tamiri, kızlık zarı dikilmesi, nisaiye, düşük yapma, spiral, abort, doğum kontrol, doğum kontrol hapı, ertesi gün hapı, himenoplasti, hymenoplasti, labioplasti, vajinoplasti, vaginoplasti, zekai tahir burak hastanesi, dr. zekai tahir burak hastanesi, tahir burak, büyük doğumevi, jinakoloji, jinekolog danışma, jinekolog doktor, jinekolog telefon, smear testi, smir testi, istenmeyen terlemelere son, sellülit, kendi kendinize meme muayenesi, implanon, norplant, cilt altı implantı, ria, jinekolog ankara, jinekolog klinik, smear, smear testi, gebelik test, gebelik testi, vajina, vajinal, vajen, epizyo, epizyotomi, doğumda dikiş, istenmeyen gebelik, Down sendromu, Amniyosentez, amniyosentes, amniosentez, over kisti, over kistleri, yumurtalık kisti, miyom, Miyom, myom, myoma uteri, miyon, myon, yumurtalık, iltihabı, polikistik over, polikistik over sendromu, polycystic ovary, laparoskopi, laporoskopi, histeroskopi, hipokrat, hipokrat andı, hasta hakları, rahim, rahimde ur, rahim hastalıkları, rahim ağzı, rahimde yara, rahim iltihabı, serviks, servisit, kontraseptif, tüp bebek, tub bebek, tup bebek, tüpbebek, microenjeksiyon, microinjection, yumurta toplama, OPU, pregnancy, gynecolog, obstetrics, obstetrik, gynaecolog, gynecology, infertil, endometriosis, endometriozis, endometriyosis, çikolata kist, çikulata kist, çukulata kisti, ense kalınlığı,vajinal akıntı, hirsutism, kıllanma, bartholin, bartolin, bartolin bezi, bartolin kisti, bartolin absesi, bartolin apsesi, histeroskopi, endometrial polip, polip, vücut kitle endeksi, vucut kitle endeksi, sağlıklı kadın, seks, sex, kansızlık, idrar yolu enfeksiyonları, mantar, mantar enfeksiyonları, kolposkopi, ofis, ofis histeroskopi, hiperprolaktinemi

TIP SÖZLÜĞÜ

A · B · C · Ç · D · E · F · G · H · I · İ · J · K · L · M · N · O · Ö · P · R · S · Ş · T · U · Ü · V · Y · Z

[ A ]


ABDOMEN:Karın,batın.

ABORTUS:Çocuk düşürme,düşük.

ABSANS:Kısa süreli şuur kaybı.

ABSE:Çevre dokulardan kese tarzında doku ile sınırlı içerisi cerahat ile dolu oluşum.

ABSORBSİYON:Emilme, örn.sindirim, gıdaların barsaklarda absorbsiyonudur denilebilir.

ADRENALİN:Böbreküstü bezlerinin iç kısımları tarafından salgılanan bir hormondur. Tabiatta bu hormonun görevi, organizmayı acil harekete hazırlamaktır ve etkisini, nabzın atışı, kanın iç organlar ve deriden kaslara sevk edilmesi, karaciğerdeki glikojenin glikoza değişmesi ve böylelikle acil bir enerji kaynağı sağlanması şeklinde gösterir.

AFAKİ:Gözde, lensin olmaması.

AFAZİ:Beyindeki ilgili alanların tahribi sonucu, konuşma veya konuşulanı anlama yeteneğinin kaybı. Disfazi, aynı durumun daha hafif bir formudur.

AFRODİZYAK:Cinsi arzuyu artırıcı maddeler, ilaçlara verilen isim.

AFONİ:Ses kaybı. Kısmi veya tam olabilir. Afoni sebepleri, genellikle konuşma kaslarını kontrol eden sinirlerin hastalığı veya zedelenmesi, boğaz, gırtlak hastalıkları veya nörozdur. Histerik afoninin nedeni, şuuraltı, hiç konuşamamak veya özel bir durumda konuşmamamk arzusudur.

AGLÜTİNASYON:Sıvı bir süspansiyonda, ufak cisimciklerin bir araya gelip birbirlerine yapışmasıdır.

AGORAFOBİ:Geniş, açık bir sahada yalnız kalınca hissedilen, kontrol edilemeyen bir korkudur.

AJİTASYON:Kişinin etrafa saldırganlığı, aşırı aktivitesi ile karakterize durum.

AJİTE:Rahatsız, huzursuz, taşkınlık yapan.

AKNE:Yüz, omuzlar, sırt ve göğüsteki yağ bezleriyle ilgili kronik bir deri hastalığıdır. En çok 14-20 yaşlar arasında görülür ve bu hastalığın tipik belirtileri olan siyah noktalar, sivilceler, gençlerin bu en hassas devirlerinde genellikle psikolojik rahatsızlıklara yol açar. Yağ bezlerinin kanalında bir tıkaç oluşur ve bu tıkacın başı sertleşip siyahlaşır. Bazen, kanal tıkalı olduğu halde, bez yağ salgılamaya devam eder ve böylece içi yağ dolu bir kist oluşur. Siyah noktalara tıpta komedon adı verilir.

AKONDROPLAZİ:Tedavisi olmayan, sebebi bilinmeyen kalıtsal bir cücelik tipidir. Gövde normal büyüklüte olup, kol ve bacaklar anormal derecede kısa ve baş normalden büyüktür.

AKOMODASYON:Gözün optik sisteminin çeşitli uzaklıklara uyum yaparak net görmenin sağlanması.

AKROMEGALİ:Beyin tabanında bulunan hipofiz bezinin ön bölümünün aşırı çalışmasına bağlı bir durumdur. Büyüme tamamlanmadan, kemiklerin uzaması sona ermeden erken çağlarda baş gösterirse jigantism adı verilen dev görünüm oluşur. Bozukluk büyüme çağının bitiminden sonra baş gösterirse, el ve ayakların genişlemesi, çene ve burnun büyümesi ve sesin kalınlaştığı görülür.

AKUSTİK SİNİR:İşitme siniri.

AMBLİYOPİ:Gözde belirli bir bozukluk olmaksızın oluşan görme tembelliği.

AMNEZİ:Hafızanın kısmen veya tamamen kaybolması.

ANALJEZİK:Ağrı kesici.

ANEMİ:Kısaca, halk arasında kansızlık olarak bilinen anemi, alyuvarların sayı olarak az olması ve alyuvarların içerisinde bulunan hemoglobin adı verilen maddenin miktarının azlığıdır.

ANEMİK:Kan değerleri düşük olan, yani kan sayımında eritrosit sayıları ve hemoglobin miktarı düşük olan kişi.

ANERJİ:Özel bir antijene cevap verilmemesi hali. Organizmanın savunma yeteneğinin kaybolması.

ANESTEZİ:Doktorlar, ameliyat sırasında ağrı duymaması için, ameliyattan önce hastaya bir iğne yapar ya da solunum yoluyla bir gaz verirler. Hastanın bilincini yitirerek uykuya geçmesine narkoz, böylece vücudundaki ağrıları duyamayacak duruma gelmesine anestezi, bu duyu yitimine yol açan maddelere de anestezik denir.

ANKSİETE:İç sıkıntısı, iç daralması.

ANOSMİ:Koku alamama, nezle grip gibi enfeksiyonlarda olabildiği gibi koku siniri ile ilgili beyin bölgesindeki patolojilerde de görülebilir.

ANOREKSİ:Anorexia Nervosa, özellikle genç kadınlarda görülebilen, yemek yememek, çok az uyumak, buna rağmen çok aktif olmakla beliren psikolojik bir bozukluktur. Bu durum genellikle kişinin çok şişmanladığı kanısı ile mübalağalı bir şekilde rejim uygulaması ile başlar, önceleri kontrol edilebilen iştah bir süre sonra hakikaten yok olur ve zayıflama normal ölçüleri aşar.

ANSEFALİT:Beyin iltihabı.

ANTİENFLAMATUAR:İltihabi reaksiyonu önleyen madde, ilaç...

ANTİSEPTİK:Mikropları, yani insan, hayvan ve bitkilerin dokularına yerleşerek hastalığa yol açan bakteri, virüs, mantar gibi tek hücreli asalak canlıları yok etmek sağlıklı yaşamın temel koşullarından biridir. Antiseptik, antibiyotik ve dezenfektan gibi değişik adlarla anılan birçok madde bu amaçla geliştirilmiştir. Ama genel olarak "mikrop" öldürücüler denen bütün bu maddelerin bazı özellikleri ve kullanımları farklıdır.

ANTİSEPTİKLERİN TARİHİ:İnsanlar, "mikrop kuramının" bulunmasından yüzyıllarca önce neden ve nasıl etki yaptığını bilmeksizin antiseptikleri kullanıyorlardı. Örneğin çiğ etin bol tuz ve baharatla yoğrularak sucuk biçiminde saklanması, sebzelerin yoğun bir tuz ve limon ya da sirke çözeltisi içinde bekletilerek turşu yapılması, bakterileri büyük ölçüde yok ederek bu besinlerin bozulmasını önlüyordu. Bugünkü antiseptikler ise Louis Pasteur'ün değerli çalışmalarının ürünüdür.

ANTİSEPTİKLER NASIL ETKİ YAPAR?Kimyasal antiseptiklerin mikroplar üzerinde nasıl etkili oldukları tam olarak açıklanamamıştır. Bu maddeler doğrudan doğruya mikrop hücresine girerek yaşamsal işlevlerini engelleyebileceği gibi, mikrop hücresinin dış zarını eriterek de yıkıcı etki gösterebilir. Ne var ki birçok antiseptik normal hücreler üzerinde de ayn etkiyi yapar. Bu yüzden bu maddelerin dikkatli kullanılması gerekir. Bazı antiseptikler ağızdan alındığında ya da vücuda şırınga edildiğinde ağır sonuçlara, hatta ölüme yol açabilir.

ANTİSPAZMODİK:Spazm çözücü, daha çok iç organlardaki düz kasların kasılmalarını çözen ilaç grubuna verilen isim.

ANTİSTATİK:Statik elektrik birikimini önleyen madde.

ANTİTOKSİK:Toksin giderici.

ANTİTÜSSİF:Öksürük giderici.

ANTİVİRAL:Virüslara etkili, virusların zararlı etkilerini önleyen.

ANÜLER:Halka şeklinde.

ANÜRİ:İdrar çıkaramama.

ANÜS:Makat, sindirim kanalının bitiş kısmı.

AORTA:Kalpten çıkan, vücudun en büyük damarı, kalpten çıktıktan sonraki kavisli bölümüne arcus aorta, göğüs kafesi içersinde seyreden kısmına torasik aorta ve karın içersinde seyreden bölümüne de abdominal aorta denir.

AORTİK ANEVRİZMA:Aort damarının her hangi bir bölümünde görülen genişleme.

APANDİSİT:Kör barsak (apendiks) iltihabı.

APATİ:Çevre ile anormal derecede ilgisizlik, duygusuzluk, kayıtsızlık.

APEKS:Uç, tepe, zirve.

APİROJEN:Ateş yükselmesine neden olan herhangi bir madde taşımayan.

APNE:Solunumun geçici bir zaman içinde durması.

APOPLEKSİ:Felç, inme.

ARAKNOİD:Beynin üzerinin örten ince zar.

ASETABULUM:Uyluk kemiğinin başının, kalça kemiği ile eklem yaptığı çukurluk

ASETİLSALİSİLİK ASİT:Yaygın olarak kullanılan ve bilinen aspirinin kimyasal adı.

ASİDOZ:Organizmanın asit baz dengesinde asit istikametinde bozulma sonucu ortaya çıkan entoksikasyon tablosu.

ASO:"Antistreptolizin O" için kullanılan kısaltma. Streptolizin, "Hemolitik Streptokok" adı verilen bakterilerin salgıladığı toksinin adıdır. Bu toksinin varlığını tespit için yapılan tetkike de kısaca ASO adı verilir. ASO, romatizma gibi bazı Hemolitik Streptokok enfeksiyonlarında yükselir bu açıdan teşhis te ASO değerleri önem taşır.

AŞİL TENDONU:Baldır arka kısmındaki kas grubunun, topuk kemiğine birleşmesini ve ayağın aşağı yukarı hareketini sağlayan yapı(kiriş).

ATROPİN:Belladonna (Güzel Avrat Otu) adlı bitkiden elde edilen bir alkaloiddir. Tıpta çok değişik kullanım alanları vardır. Örneğin, göz dibinin muayenesinde, göz bebeğinin genişletilmesi için, ayrıca anesteziden önce üst solunum yollarında salgıların azaltılması için kullanılır.

 


Hera Kadın Sağlığı Merkezi





 

Jinekolog arıyorum...
Jinekoloğunuzu bilinçli olarak seçin...
İşte dikkat etmeniz gerekenler...


 


Dr. Süleyman Eserdağ sorularınızı yanıtlıyor

 

Hipokrat Andı
2500 yıldır eskimeden tekrarlanan yemin ..







Hera Kadın Sağlığı Merkezi
Tunus Cad. No: 48/11 Kavaklıdere / ANKARA
Tel-Fax: 0 (312) 426 85 25 GSM: 0 (532) 452 06 56
Eleştiri ve sorunlarınız için bize yazın: suleyman@jinekolognet.com

Sitenin tüm tasarımı ve içeriği Op.Dr. Süleyman Eserdağ tarafından yapılmıştır.
Yazarın izni olmaksızın bilgi veya resimler kullanılamaz. Kadın sağlığı & Gebelik sitesi © www.jinekolognet.com